Ölüm ve Yaşam
Sokakların sessiz karanlığında yürürken,
Gölgelerle konuşur gözlerim.
Ölümün serin nefesi değse de yüzüme,
Yaşamın ışığına uzanır ellerim.
—
Bucaksız ufuklar çağırır beni,
Bir sır saklar gece yıldızlarında.
İçimde sönmeyen bir ateş yakar teni,
Hayatın türküsü dolaşır damarlarımda.
—
Gökyüzünde her yıldız bir işaret,
Sonsuzluğa açılan kapılardan biri.
Ölüm bilinmezliğin örtüsüne emanet,
İnsan kalır ezelî bir özlemle diri.
—
Bir yolcuyum zamanın ince köprüsünde,
Bir yanım toprak, bir yanım sema.
Her nefes biraz daha özümde,
Beni bekler kadim buluşma.
—
Sükûnetin kucağından seslenir ölüm,
“Korkma, yalnızca bir geçişim ben.”
Yaşam ise tutar elimden usulca,
“Yolun bitmedi, yürümen gerek” erken.
—
Yaşam ve ölüm iki kardeş gibidir,
Biri başlangıç, biri vuslat kapısı.
Birinde imtihanın teri vardır,
Diğerinde hakikatin aynası.
—
Ben yaşamı seçerim her sabah,
Çünkü emanet nefeslerim var.
Ölümse bekler vakti sabah,
Rahmetin gölgesinde açılan diyar.
—
Dünden bugüne taşıdığım bir nefes,
Belki de bütün servetim budur.
Hayallerime düşse de siyah kafes,
Ümit kalbimin son yolcusudur.
—
Ölümü karanlık sanma ey okuyan,
O da hayatın bir başka yüzü.
Topraktan göğe bir yoldur uzayan
Unutma sen Rabbine verdiğin sözü.
