GÜLMEK
GÜLÜP GEÇMEYİN

Gülme duygusu insanoğlu kadar eskiye dayanan bir sinirsel tepkime şeklidir. Yüzyıllardır gülmek üzerine araştırma yapılmış olsa da hala net ve kesin neticesi olmayan insani bir davranıştır. Bu kadar esnek bir tanıma sahip olan bu duygu yumağının haliyle nerede nasıl kullanılacağı da planlanamamakta ve ölçülememektedir.
Gülmenin evrensel olarak paylaştığımız bir tepki olduğunu ama bu tepkimenin Psikolojik, sosyolojik ve fizyolojik sebeplere göre değişkenlik gösterdiğinide göz ardı etmemeliyiz. Yani bir topluma komik gelip güldüren şey başka topluma gülünç gelmeye bilir, ya da bir insanın kahkaha ile güldüğü bir mevzuya bir başkası sadece tebessüm edebilir. İşte bu yüzdendir ki gülmede her toplum ve hatta her birey için farklılık gösterdiği gözlemlenmektedir. Hatta aynı parmak izi gibi her insanın gülme melodisinin de farklı olduğu üzerine ciddi çalışmalar yapılmaktadır.
Gülmek, o anki görülen ya da duyulan bir şeyin kişinin zihninde ki inanç ve sembollerin dışında gerçekleşmesi sebebiyle vücudun savunma sisteminin meydana getirdiği enerji birikimini ani refleksle vücuttan atılmasına denir. Yani kişi, olan ile olması geren arasında ki farktan dolayı gülme refleksini gerçekleştirir. Bir insan güldüğü anda yüzündeki 15 kas aynı anda hareket etmekte ve beyninin büyük bir bölümünü de kullanmaktadır. Ayrıca gülme eylemi aynı fikirleri paylaştığının bir ifadesi olarak ta toplumda kabul görülmenin bir göstergesidir, çünkü bireyde benimle aynı şeyleri düşünüyor hissi meydana getirecektir.
Gülme anında duygusal yoğunluk seviyesi tıpkı acı duyduğumuz yoğunluk kadar fazladır. Araştırmalar göstermiştir ki bu duygusal tepkime sonucu, kişi çok acı çektiğinde ağladığı gibi çok gülünce de gözleri yaşarmaktadır. Hatta acı duyduğu ortamlarda bile istemsizce gülen insanların olduğu gözlemlenmektedir. Bu olay vücudun aynı yoğunluktaki duyguya verdiği tepkimedir.
Fruda göre, gülme esnasında boşaltılan enerji, bastırılmış ve engellenmiş duyguların açığa çıkmasıdır. Buda bir olaya her insanın neden farklı gülme tepkimesi verdiğini açıklamaktadır. Bu açıklama halk arasında kullanılan “en dertli insan aslında en çok kahkaha atan insandır” sözünü de izah etmektedir.
Gülmenin farklı şekilleri ve sebepleri olmakla beraber bizim asıl değineceğimiz konu başkasına üstünlük kurmak için yapılan gülme şekli ve hali hazırda birçok tv. Kanallarında reyting için hazırlanan ve kimliğimizden uzak olan hareket komiği mizahı hakkında olacaktır.
Yukarıda gülmenin doğal sürecini size bahsettik. Bu kadar yoğun ve duyguya hitap eden gülmenin de elbette olumsuz kullanıldığı yerler vardır.
İlk kez Platon ve Aristatoles tarafından kullanılan üstünlük kuramı, bir bireyin kendi eksikliklerini ve zayıflıklarını kapatmak için ve ayrıca içinde oluşturduğu yüceliği gülme yolu ile karşısına hissettirmesidir. Bu tür gülmede kişi muhatabın hatalarına odaklandığından dolayı karşısındakini aciz konumuna koymaktadır. Bir başka tarifle alaycı gülüş, insanın yaşadığı süreçte bir güç arzusu içinde olduğunu ve bu gücü hissettirmek için alaylı bir gülüş gerçekleştirmektedir.
Muhatabına bulunduğu ortamdan daha aşağıda olduğu hissi verdiğinden dolayı gülen kişide ben hissi meydana getirecektir. Dinimizin reddettiği bu hal, içinde benlik duygusunun yoğun olduğu ve kardeşlik hissini baltaladığından dolayı dinimizce reddedilmektedir..

Mizah asırlardır insanları güldürmek için kullanılan bir vasıtadır. İnsanları güldürmek için kullanılan mizah kuramlarından birisi olan hareket komiği zamanımızda sıkça kullanılmaktadır.
Hareket komiği, genel davranış, hareket ve eylemlerin mübalağa ile veya zıt iki karakterin davranış olarak birbirine üstünlük kurması ile meydana gelen güldürü türüdür. Tarihimizde karagöz gibi orta oyunlarda bu mizah türü görülmektedir. Bu mizah şekli zamanımıza evrilerek gelmiş olup yerini skeç ve tiyatro vb. programlara bırakmıştır.
Halı hazırda devam eden güldürü programlarında sıkça kullanılan bu mizah türü, artık kişi ve kurumların hatta aile bütünlüğümüzün bile komedi ile izleyicilere aktarılmasını sağlamaktadır.
Hareket komiği mizah türünde, izleyici bir nevi hipnoz moduna geçtiğinden dolayı birçok mevzuyu sadece gülerek izlemekte ve sorgulayamamaktadır. İzlediğimiz bu mizah üzerine kurgulanan film ve skeçler o an bize enjekte edilen her şeyi istemsizce kabullenmemizle hatta bazı karakterleri gülerek özümsememizle sonuçlanmaktadır. İnsan çok güldüğü ortamda daha savunmasız kalacağından verilen mesajları da sorgulayamayacaktır. Bu yüzdendir ki bu tarz bir mizah izlemeye başladığımızda kendimizi gülme refleksleri ile kaybederiz. Bu tür mizah kurgularında kurum ve kişiler abartı ile anlatılır, doğru yanlış sorgulanmadan sadece yapılan tiplemelere gülünüp geçilir. Bu yüzdendir ki gülmek için izlediğimiz şeyleri de seçmeli ve sorgulamalıyız.
Gülmek en doğal hakkımızdır, ama neye ve nasıl güleceğimizi bilmekte bir insanlık vazifemizdir. Peygamberimiz (s.a) gülümsemeyi sadaka saymış ve cennetten bir hediye olarak nitelemiştir. Ancak bunu da bir adap ve usule bağlamıştır. Dinimizin tebessümü sadaka sayıp kahkahadan uzak durmamızı söylemesi bu adabın inceliğindendir.
Bol tebessümlü günlere
