Günü Gün Etmek mi, Hayatı Anlamlandırmak mı?

“Bugün yaşa, yarını düşünme.”
Modern dünyanın en çok tekrarlanan sloganlarından biri belki de budur. İnsanlara sürekli olarak hayatın tadını çıkarmaları, anı yaşamaları ve gelecek kaygılarından uzak durmaları öğütlenir.
Elbette insanın hayatın güzelliklerinden faydalanması, mutlu olması ve yaşadığı günün kıymetini bilmesi kötü değildir. Ancak burada önemli bir soru vardır:
Hayatı anlamlı kılan şey sadece bugünü yaşamak mıdır?
Ölüm Karşısında Verilen İki Farklı Tepki
Ünlü kişisel gelişim yazarı Dale Carnegie’nin aktardığı bir hikâye bu konuda dikkat çekicidir.
Midesinde ciddi bir ülser bulunan Haney isimli bir adama doktorlar ömrünün çok kısa kaldığını söylerler. Bunun üzerine Haney ilginç bir karar verir:
“Madem az ömrüm kaldı, o halde hayatın tadını çıkarayım.”
Dünyayı dolaşmaya başlar. Gezer, eğlenir, yeni yerler görür ve ölüm korkusunu düşünmek yerine yaşadığı anın kıymetini bilmeye çalışır.
Zamanla beklenmedik bir şey olur.
Ruhsal olarak rahatlayan Haney’in sağlık durumu düzelmeye başlar ve hastalığını büyük ölçüde atlatır.
Bu hikâyenin bize öğrettiği önemli bir gerçek vardır:
Karamsarlık, korku ve sürekli endişe insanı yıpratırken; umut, moral ve yaşama sevinci insanın iyileşmesine katkı sağlayabilir.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken başka bir nokta vardır.
Büyük Yanılgı: Ölümü Yok Oluş Sanmak
Bazı düşünürler ve şairler ölümü her şeyin sonu olarak görmüşlerdir.
Ömer Hayyam’ın bazı rubailerinde de ölümden önce dünyanın bütün zevklerinden yararlanmayı öğütleyen ifadeler bulunur. Çünkü bu anlayışa göre ölüm, son duraktır.
Toprak altına girdikten sonra artık hiçbir şey kalmayacaktır.
İşte İslam’ın reddettiği düşünce tam olarak budur.
Kur’an’a göre ölüm bir yok oluş değil, bir geçiştir.
Bir kapının kapanıp başka bir kapının açılmasıdır.
Dünya hayatı ise sonsuz hayatın yanında oldukça kısa bir duraktır.
Kur’an-ı Kerim bu gerçeği şöyle ifade eder:
“Bu dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Ahiret yurdu ise asıl hayatın ta kendisidir. Keşke bilselerdi.” (Ankebût, 64)
İnsan çoğu zaman dünyayı hayatın tamamı zanneder.
Oysa dünya, uzun bir yolculuğun kısa bir mola yeridir.
Ölüm Neden Korkutuyor?
İnsanların ölüm karşısında yaşadığı korkuların önemli bir kısmı, onu yok oluş olarak düşünmelerinden kaynaklanır.
Eğer ölüm her şeyin sonuysa, elbette insan ondan korkacaktır.
Eğer ölüm bütün sevdiklerinden, bütün umutlarından ve bütün varlığından kopmaksa, elbette insan endişelenecektir.
Fakat iman sahibi bir insan için ölüm farklı bir anlam taşır.
O, ölümün bir ayrılık değil, Rabbine dönüş olduğunu bilir.
Bu yüzden mümin için ölüm korkulacak bir yok oluş değil, hazırlanılması gereken bir buluşmadır.
Gazâlî’nin Ölüm Anlayışı
Büyük İslam âlimi Ebû Hâmid el-Gazâlî hakkında anlatılan meşhur bir rivayet vardır.
Ecelinin yaklaştığını hissettiğinde yeni bir elbise ister. Sebebini soranlara:
“Bir sultanın huzuruna çıkacağım.” der.
Kısa süre sonra da ruhunu teslim eder.
Ona nispet edilen şu ifadeler, İslam’ın ölüm anlayışını özetler:
“Beni ölü sanıyorsunuz. Oysa ben değilim. Ben yalnızca kafesinden çıkan bir kuş gibiyim.”
Bu bakış açısında ölüm bir son değil, ruhun özgürlüğe kavuşmasıdır.
Hayat Bir İmtihandır
İnsan dünyaya sadece eğlenmek için gönderilmemiştir.
Dünya; iyilikle kötülüğün, sabırla isyanın, imanla inkârın sınandığı bir imtihan alanıdır.
Şair Muhammed Mustafa Hammam’ın dediği gibi:
“Hayat bana şunu öğretti; meğer ki uzun bir imtihanmış.”
İnsan bu dünyada yaptığı her tercihin karşılığını görecektir.
Bu nedenle hayatı sadece zevklerin peşinde koşarak geçirmek de, tamamen karamsarlığa teslim olmak da doğru değildir.
Doğru olan; dünyayı yaşarken ahireti unutmamak, çalışırken kulluğu ihmal etmemek ve ölümün hayatın sonu değil yeni bir başlangıç olduğunu bilmektir.
Günü Gün Etmek mi?
Asıl mesele günü gün etmek değildir.
Asıl mesele günü anlamlı yaşamaktır.
Bugünün kıymetini bilmek güzeldir.
Sevdiklerimizle vakit geçirmek güzeldir.
Hayatın nimetlerinden faydalanmak güzeldir.
Fakat bütün bunları sonsuz bir yolculuğun yolcusu olduğumuzu unutmadan yapmak gerekir.
Çünkü insan sadece bugünden ibaret değildir.
Ve ölüm de hayatın son noktası değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır.
Bu yüzden müminin sloganı:
“Bugünü yaşa, yarını unut.”
değil;
“Bugünü değerlendir, yarına hazırlan.”
olmalıdır.
